Songu

Bir intiharı taşıyorum omuzlarımda
Senin bıraktığın az kullanılmış intiharı
Taşıyabilir miyim bilmiyorum
Uçuruma kadar
Hüznümün geceyi kuşatan matlığında
İsyanımın nabzını dokuyorum
Öfkeden başka bir şey gelmiyor kelimelerime
Sade bir intihar düşlüyorum
İçinden geldiğince
Her köşe başında yüzüme çarpan
Sen oluyorsun
Her adımda yeniden yaşıyorum
Ayrılığı
Yürüdüğüm her sokakta
Gidişinin ayak sesleri yankılanıyor
Yavaş yavaş terk ediliyorum
İçimden ve de şehirden
Bir intiharın eşiğindeyim şimdi
Sana dair tümceler saklıyorum
Ve yaşama dair kırıntılar bırakıyorum
Güncemin son yaprağına
Aşkın son deminde yaşıyorum seni
Ben seni ölüyorum her şafakta
Güneşle çiçekler bırakıp kabrine
Sade bir intihar düşlüyorum
İçimden geldiğince

şu ferdi bu şiirden çıksaymış da sade bir intihar kalsaymış ne kadar iyi olacakmış bu şiir.
tam olarak telakki edemedim ama kastettiğin bu şiirin birisine atfen yazıldığıysa kısmen haklısın. ben ayrılan ama ayrılınca içindeki sevgisi dahada büyüyen bir aşıkdan söz ettim
bu denediğin yeni bir tarzdı sadece
anlatmak istediğimi Kahraman Tazeoğlu daha iyi özetleyecektir:
“gel” desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim
…
…
hadi en kanadığımız yerden susalım
“gel” desen, gelirdim
“git” dedin ve gittin
neden vardır “birileri” ?
neden hiç akla gelmez kavramlarla ,
uçurumun dibine kadar ,
sürükler bizi ,
“birisi” ?