İsyanlı Sükut

Sahibine ulaşmamış bir yığın cümleyi yaşattım yıllar yılı içimde. Zihnimin ücra bir yerini işgal ettiler yığılarak üst üste. Bir sürü haykırış bekleyen kelime… Oysa sessizliğini parçalarcasına yankılanan hırçın bir nidanın özlemiyle kavrulan, hercai düşlerin tek sahibi, ölümcül sırların bekçisi, dilsiz bir gecede anlatmayı dilerdim gücümün yettiğince. Sana dair umutlarımdan kırıntılar taşıyan söylemlerimi dillendirmek isterdim…
Yapabilir miydim bilmiyorum. Kaldırabilir miydim bu yükü? Heyecanımın beli ele veren çarpıntısında, sevdalı yüreğimin titrekliğine kapılmış yalpalayan kelimeler, anlatılmak istenenlerin ne kadarını yüklenebilirlerdi ki? Oysa seni sevmenin ölüm olduğunu bilerek ve bunu en çok isteyerek haykırmalıydım sana.
Oysa ben sana, aşktan ve aşkımı dillendirdiğim şiirlerimden bahsetmek isterdim. Her mısrânın, şiirselliğin edebî ve ebedî ikliminde soluk alan aşkımdan emareler taşıdığını ve aşkın beni şair kılan duygusal yanlarını göstermek isterdim. Ve bilmeni isterdim; gülüşünle can bulup gözlerinde kaybolmanın bir mucizeyi anlamak olduğunu.
Oysa sensizliğin sonum olduğunu bilmeni isterdim. Bir şiiri anlamak kadar derin olan sevdanın derdine düşen yüreğimin yalnızlığını paylaşmak isterdim seninle. Varlığının beni var eden ürkekliğini ebedîleştirmeyi düşlerdim. Gecenin sessiz karanlığına kıvılcım gibi düşmek isterdim.

kendimizden kaynaklanan büyük aşklar kaleme alıyoruz; ama öğreniyorum ki , yalnızca kendimize aşık oluyoruz her defasında , ve her defasında kendimiz tarafından terkedilip , kendimize dönüyoruz .
halilim , şayet bu satırlar bir deneme ürünüyse pek iyi , pek güzeller ; lakin biri gizliyse içerlerinde pek boş ve nahoşlar .
kendi yazdıklarımda gizlenen her kim varsa kovdum ; yalnızca satırlarım kaldılar .