Vaveyla II
Aşk, düş’tü. Aşk! Düştü.
Serencamında suskun bir vaveyla kaldı geriye…
…
Gülru! Hayalimin suya vuran aksi… Gül kızılı ikliminde aşk manzumeleri yazdıran sevgili… Neydi beni sana kalbeyleyen. Sana meftun kılan, beni benden eden…
Ah hârikâ-i sevdâ! Yalnız sende mecnun eyledi beni.
Yanından geçen vapurlar gibi takılmamalıydım bakışlarına. Vurulmamalıydım denizden güzel gözlerine. Kaybolmamalıydım gözlerinin mercan maviliğinde. Yapamadım işte. Söz geçiremedim aşkınla çırpınan biçare kalbime.
Suçluyum. Razıyım cezama. Çeker giderim. Ölüm olsa da nazar-ı aşkın karşılığı, zehir de sunsan içerim. Aşkımdır mabedim.
Ah! Şu ölmek arzusu… Ne alır canımı ne bırakır peşimi.
Araf’ındayım. Bir yanım cennet iklimi bir yanım cehennem alevi. Şaşkınım. Kurumuş bir gül yaprağı gibi kalakaldım sahranın ortasında. Fırtınaya kapıldım. Ufalandım yüreğime acıyla çarpan her kum tanesiyle. Sana suskun kelimelerin mil çekildi puslu gözlerine. Zindan duvarlarına kazılı bekleyişleri haykırmayı isterken, kalakaldım suskun bir vaveylayla.
Masallarıma konu ettim gülüşlerini. Yoktu hiçbir peride gamzende açan tomurcuğun güzelliği. Hayat bahşederdi her salınışta etrafına saçların. Can bulurdu narin ellerinin dokunduğu her yer.
Ecelim olurdun ansızın. Gözün gözüme değerdi. Can çekişirdi kalbim, yanardı alev alev. Erirdim her lahzada. Ölümcül bir hülyaydı sana dokunmak. Tutuşurdum pervane misali. Sonum olurdun. Sonum olurdu seni sensiz yaşamak…
Şimdi her yanım yangın…
Düşlerimde İstanbul oluyordun sen. Bense, ışıklı köprüler kuruyordum sana. Ummanlarda ufuk oluyordun. Asılıyordum küreklere, varmak için sana fersah fersah. Bir şiir oluyordun sonra, sevdamı yazıyordum her satırına.
Devşirme sözlerin ardında gizli; ayrılığın bedeli, burukluğun kırıntıları…
Canşikâr’ım!
Gönlüme od koyansın.
Yitik bir hülyanın alnına yazılısın.
Şakaklarımdan süzülen gözyaşımsın.
Ölümün gözlerinde beliren tek anımsın.
Ölüm fermanımsın.
Yüreğimde saklısın.
Yitik sevdam, dudaklarımda kilitli kalan
Suskun vaveylamsın…

Aşk’ın sitemkârlığını sezdim burada…!
Hep “sürûr” olmaz ki aşk’ta…
Aşk’ın “hüzün” hali de bi başka…
Olsun! Hâl hangi hâl olursa olsun;
AŞK olsun… Gerisi sussun…
Kâmusşikârım..
Ne söyleyim… Sen kendinle çok daha güzelsin..