I. “Modern bir alışkanlıktır ölmek”

Sevmek çarmıha gerer gibi şimdi bir mesihi. Bir tren şaha kalkıyor içimde. Çılgın bir havyan geziniyor damarlarımda pastoral. Okul yolunda tanklar devriliyor üstüme. Suratımda patlıyor seni seviyorum. Yakın markajında aşkın, kırılıyor göz kaş.
Ah şu düş ötesi düşüşte diziler! Bir o kadar pembe. Ya şu dinsel topluluk! Filler ve çimen. İrtica ve zombi. Ne de güzel yakışıyor üstümüze penye ve ideoloji. Ve siyaset.
Ah bu sakal, bu modernite. Ölesi tutuyor insanın.
Zaten nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan…

II. Şeyhime Bu…

Çarp(ıt)malar üzerine yırt(tır)malar;
Ah! Ne muhsindir şeyhim. Şeyhim ünlüdür. Onurludur bir o kadar…

III. su. Hava be-dava ve Kafka. Hamamböcekleri. İlahi Dante. Hiroşima ve ayaklanma. Fare sıçan ikilemi. İhanet, çarmıh ve şarap.
Einstein ve Dali arasındaki yedi benzerlik
Velhasıl delirmek mutluluktur.

IV. Prenseslerin gülüşü zehirlidir.

Özbek, nargile ve sevmek. Ve beni kurşunlasınlar ihtimali…
Ben kitabı açıyordum. Sen şiir okuyordun.
Yan masada birileri vardı.

V. “Seni seviyorumun içine nal salmak”

Sen gidersin. Bir fünye alev alır. Bakışların tropikal yağmurlar doğurur. Ben aşkı ağlarım. Çay molasında katil olur öpülesi eller.
Radikal birleşmeler, ideolojik yaklaşmalar. Silah ve kan kaybı.
Kışbaharyaz gününde laik bir aşk….

Gidişini başka türlü açıklayamıyorum…