Songu

•Nisan 23, 2008 • 3 Yorumlar

Bir intiharı taşıyorum omuzlarımda

Senin bıraktığın az kullanılmış intiharı

Taşıyabilir miyim bilmiyorum

Uçuruma kadar

Hüznümün geceyi kuşatan matlığında

İsyanımın nabzını dokuyorum

Öfkeden başka bir şey gelmiyor kelimelerime

Sade bir intihar düşlüyorum

İçinden geldiğince

Her köşe başında yüzüme çarpan

Sen oluyorsun

Her adımda yeniden yaşıyorum

Ayrılığı

Yürüdüğüm her sokakta

Gidişinin ayak sesleri yankılanıyor

Yavaş yavaş terk ediliyorum

İçimden ve de şehirden

Bir intiharın eşiğindeyim şimdi

Sana dair tümceler saklıyorum

Ve yaşama dair kırıntılar bırakıyorum

Güncemin son yaprağına

Aşkın son deminde yaşıyorum seni

Ben seni ölüyorum her şafakta

Güneşle çiçekler bırakıp kabrine

Sade bir intihar düşlüyorum

İçimden geldiğince

Garip Bir Hüzün

•Mart 21, 2008 • 2 Yorumlar

merak_curiosity_by_cinsiyet.jpg

Ayrılığı kaldırmaz geceler

Ezilir karanlığın altında

Hırçın bir vedaya hazırlanırken dil

Eğer başını kalır

İçime garip bir hüzün çöker ağlamaklı

Yollar devinirken ayaklarımın altında

Sensizlik dururken öylece karşımda

Ve bir ışık süzmesi halinde

Yayılırken geceye umutlar

Lodos mağduru kalbimde

Delice bir isyan başlar

Sessizliğin hıçkırıkları

Yankılanır koridorlarda

Titrer baştan ayağa

Ve tutunamaz duygular

Düşer gözlerimden

Bunalım artığı gönlüm

Kenetlenirken ayrılığa

İçime garip bir hüzün çöker ağlamaklı

çıkmazlığın çıkışı

•Ocak 16, 2008 • 1 Yorum

Bir yanılsamaydı, ya da bana öyle gelmişti her yapılan ve her yapılanda yanılmak istiyordum belki. Kendi kendine hazırlanmamıştı her şey. Kendi kendime hazırlamıştım olan biteni. Olan biten bir kurgu ve kuruntudan ibaretti.

Çöküşten geri gelmenin ilk koşulu önce çökmekti. Çöktüğün anda geri sarmalıydı her şey. Sen bir yanlış yol tutmalı, bu yanlış yolda ilerlemeli ve yanılmalıydın. Yanlış olduğunu bilerek ama isteyerek…

Şu anki durumunun tek ve yegâne nedeni sen olmalıydın. Sen suçun gereken tek çözümü olan cezası ve bu cezayı gerekli kılan suçuydun. Bütün suçlamaları kabul etmek istemesen de suçlu sendin. Bilerekte olsa suçlanacak tek suçlu sen olarak suçlamaların da tek suçlusu yine sendin ama sen farkında değildin. Suçlandığının farkına vardığın anda beyninde beliren şu olacaktı: suçlanan sen olduğun için değil suç sen olduğun için suçlu sendin. Suçundan dolayı cezalandırılacaktın ve cezan suçluluk olacaktı. Cezan cezalanman olacak ve cezanı ceza olarak çekecektin. Çünkü sen cezaydın. Müebbedin ceza idi. Cezalandırıldığında farkına vardığın şey ise bütün suçun ve cezanın tek nedenini bulduğun fikriydi. Çünkü bu olanların nedeni sendin. Suç olmanın ve ceza olmanın nedeni neden olmandı.

Nedenlerini bulamadığın her şeyin bir nedeni vardı, sen. Nedensizliğinin de nedeniydin.

Sen suçtun. Cezaydın. Ve her şeyin sorumlusuydun. Nedendin…

deplasmanda Plasebo

•Ağustos 12, 2007 • Yorum Yapın

Allah’ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino
yardımın gerekiyor Kadıköy’deyim stop.

Allah’ım kaderim bu sentimental ambargo:
Alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

Allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
“Deplasmandır bu dünya” diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

Allah’ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, Allah’ım bizler senin
falsolu kullarınız, n’olur bizden razı ol.
(Murat Menteş/Kökler-2)

sana doğru uzanan ellerimdir

•Temmuz 28, 2007 • Yorum Yapın

helping_hand1.jpg

Sana doğru uzanan ellerimdir

Uzanmak ve uzanmamak arası

Bir hoş duraksamak

Sana doğru uzanan ellerimindir

Dağ ortasında ağaç

Gelmeyen beklentisi yolcunun

Rüzgâr estiren titremek

Sana doğru uzanan ellerimdedir

Med-cezir sarhoşluğu

Ellerimdekidir acziyet

Uzanan sana doğru

Bir yakımlık ömür

Ve dokunamama tutkusu

Acziyetidir sana doğru

Uzanan çaresizlik ellerim

ey yar

•Haziran 18, 2007 • Yorum Yapın

the_love_omen_by_gilad.jpg

 

Ey yar

Boşluğun maviye büründüğü

Aşk denizinde gizli

Bir çiğ damlasıyım

Bul beni ey yar

 

Nazlı nazlı savrulurken

Aşkın büyüsüne kapılmış

Kırda yalnız kalan goncanın

Usulca yanağına konan

Sade bir çiğ tanesiyken

Süzülüp damladığımda toprağa

Yol bulup akıntıya kapılan gönlüm

Ulaştığında engin deryaya

Bul beni ey yar

 

Issız okyanuslar ortasında

Lodosa yakalanmış bir gemiyim

Hırçın dalgalardan arta kalan

Ufkun mehtaba döndüğü noktada

Mavilikler ortasında yalnızım

Bul beni ey yar

 

Sevda katreleriyle ıslanan

Leylaklarla doğan umutların

Sonbaharın puslu bağrına

Saldığı mahzun ıtrı misali

Fırtınaya çalan karanlığın

Geceyle buluştuğu an

Sen dolu bir boşlukta

Kaybolur gözlerim

Bul beni ey yar

XI

•Haziran 8, 2007 • 2 Yorumlar

Elveda hasrete ve isyana

Tutuklu şehir dağıt yine hüznünü

Geceleyin açan umutlara

Bakma. Sevdalar firari bana

Tek çekimlik bir hayattan

Artakalan vedayla

Elveda…

his

•Mayıs 28, 2007 • 2 Yorumlar

“Ben sana aldanamam yârim

Ben sana dayanamam”

Türkü böyle diyor bilirim

Kapıldım aşkının şavkına

Pervane yüreğimi durduramam

Zülfünün teline değmesin yel, incinirim

Boğulurum, gözlerin ummana çalar

Yüzmeyi unuturum, batarım derinlere

Dilim nefesim lal eder sözlerin

Unuturum hüznümü çözülür iliklerim

Değince elin elime yakar içimi, eririm

Gamzende filizlenir, ıtrını dağıtır enginlere

Bakışların şecer-i aşkın, sevginin

anlatamadıklarım

•Mayıs 28, 2007 • 6 Yorumlar

Yıllar öncesiydi gördüm geleceği

Bir örümceğin ipiydi ördüm geçliği

Ve ölümün evresiydi gömdüm geçmişi

Vedam bugünün öncesiydi övdüm sensizliği

Tattım benliğindeki ilgisizliği

 

Bir kaldırımın yalnızlığında yıllarım geçti

Kış beyazlığında yıllarım mı bitmişti

İçilmişti ayrılığın meyleri tükenmişti

 

Sevda yarışında sona kaldım

Yollarında yarıda kaldım

Rap’çi çocuğun şarkısıyla ağladım

Duygular kopuktu anladım

Saat 03.12

Anlatamadıklarım ve ben

Yalnızım

aşk ve şiir-II

•Mayıs 28, 2007 • Yorum Yapın

Yine şiir düştü şairin gönlüne. Bahar kokulu  bir şiir. Taptaze güneş gibi… yazma hırsıyla uzandı elleri kaleme ve hissettirdi derdini. Ağlattı kalemi. Boyun eğdi sayfalar, karalandılar birer birer. Dile geldiler. Yetmedi şaire, az geldi. Sığmadı dizelere kelam-ı aşkı. Kalem olsaydı derya yine yetmezdi anlatmaya. Hiçbir su söndüremezdi içindeki volkanı. Daha fazla dayanamadı, lal oldu kalem. Yazamadı. Sayfalar tükendi, yetmedi. Ama yetti şaire bu dert. Ağırdan yaktı içini, eritti. Benliğinden geriye kalmadı hiçbir şey…

aşk ve şiir-I

•Mayıs 28, 2007 • 4 Yorumlar

Aşk ve şiir. Aşk ki; Mecnun’u çöllere vuran, Ferhat’a dağları deldiren, Kerem’i yakan, uğruna hayatların adandığı, sevdanın nirvanası. Bülbülü güle hayran eden ıtırın büyüsü. Aşk, ümitlere tutkun, yare vurgun. Şiir ki; hislerin kelamı, duygu ırmağının şırıltısı, rüzgarla yaprağın sızıltısı, çölde yalnız kalan dalın çıtırtısı.

Aşk var olmalı… kalplerde doğmalı, gözlerde buluşmalı ve dile gelmeli. Şiirle konuşmalı. Şiir akmalı, maşuku anlatmalı, şairi hatırlatmalı. Kalmamalı sözde, noktalar arasında tutuklu kalmamalı. Aşk  kök salmalı şiirin kalbine, çatlatmalı damarlarını, iliklerine sinmeli. Şair son noktayı koyduğunda şiire, nefes almaya başlamalı. Doğmalı.  Körpe adımlar atmalı ve söyletmeli şaire, yazdırmalı kendini…

aşk ve şiir – gerekçe

•Mayıs 28, 2007 • 1 Yorum

Sözler vardı… Kâğıda özlem çeken sözler vardı. Her zerresinde duygu tomurcukları saklı… Yazılmışlığın kuytularına doğru tek çekimlik bir nefesle savrulup varlığın hengâmesine adanmayı bekleyen. Kalem… Kalem yoktu. Yok olmamalıydı ve akıtmalıydı kanını damla damla, sele vermeliydi. İç titreten dizeleri ağlatıp kâğıdın sütbeyaz bağrına zerk etmeliydi. Ama yoktu kalem. Ve uçtu sözler. Boşluğun nebatsız çöllerine gark oldu. Kalemsizliğin derdine düştü ve yandı…

Sözlerin kaleme aktığı, kalemin sayfalara saçtığı yerdi tutku. Tutukluysa yazardı. Adına sahip çıkmalı ve yazmalıydı. Yazacaktı. Kalemi belinden kavradı, sözlere diz çöktürdü ve satırlara buladı…

silüet

•Mayıs 27, 2007 • Yorum Yapın

Gözlerin ne de ölüm kokuyor

Azrail’in saklı kutusu

Sözlerine gül konuyor

Bülbülün haklı tutkusu

Bakışların da hüzün tütüyor

Sümbülün sızılı türküsü

 

Bölüntüsü kaşlarının bahar-ı nev

Süzüntüsü saçlarının har-ı alev

 

Tarumar et içimdeki alemi

Ben imar ederim şiiri li zil kalemi

güneşin dirilişi

•Mayıs 11, 2007 • 1 Yorum

sunset1.jpg

koşuşturmada akrep ve yelkovan

kavuşma ve ayrılık sonra kovuşma ve yine ayrılık

sokaklar kedilerin eline düşmüş

güneş karanlığın kuytularında gizli kalmış

ışık ve gölge ve tan

yatsıdan kalma yalvarışlar yülselmede göğe

ve yağmur ve bulut

gözyaşları tetikte, sineler ürpertili

süzülen bir buket nara

tenhasında gecenin muştular gizli

akrep, kedi, gölge, yelkovan, karanlık

ve ışık ve tan

ve güneşin dirilişi

X.

•Mayıs 11, 2007 • Yorum Yapın

Zülfünün teli değmemeliydi

Esmemeliydi

Tütmemeliydin buram buram

Bakışların girmemeliydi

Değmemeliydi gözlerime

Yele vermemeliydim

Ama yazılmalıydı

Yakılmalıydı sözler

bakışmalıydı gözler